27 Kasım 2010 Cumartesi

Return to Innocence



Telefonda, akşam görüşmek istediğini ve Sinan’la sevgilisinin de bize katılacağını söylemiştin. Başta biraz direndim. Seninle ilişkimiz daha çok dört duvar arasında, herkesten uzak bir rutin üzerine kuruluydu. Nerden çıkmıştı şimdi onlarla beraber senin evinde misafircilik oynamak? Biz seninle sadece tek bir amaç için bir araya gelirdik. Bunun dışında kalan şeylerle ne sen, ne de ben pek ilgilenmezdik. Nezaketen yaptığımız hiç bir şey yoktu. Yanından her ayrıldığında, tekrar o şeyi yaşamak için geri geleceğin insanlar vardır. Biz işte buna benziyorduk. Bir gün vakti gelince seninle evleneceğini zannettiğin uzatmalı sevgiline rağmen, işyerinde siktiğin evli kadına rağmen, televizyonda futbol maçının sesini sonuna kadar açıp ara verildiğinde arkadaşlarınla telefonda –aaaabiiii- diye kurmaya başladığın cümlelere ve o anda bile avuçladığın kalkmış sikini ağzıma almamı gülümseyerek işaret etmene rağmen…Görmemezlikten gelebildiğim çok şey vardı çünkü sen içinde yontulmamış bir hayvan barındırıyordun ve o hayvan beni nedense yatağına bağlıyordu.

Sinan’la daha önce 3-4 kez karşılaşmıştım ve ondan hiç hoşlanmamıştım. Hesapçı piçin tekiydi ve senin de çok iyi bildiğin üzere beni sikmek istediğini güya sana çaktırmadan birkaç kez ima etmişti. Sen bu durum karşısında tepkisiz kalıp aslında beni yokluyordun. Şimdi bu misafirciliği yapmak istediğine göre kafanda bir plan vardı ve ben bu planın nihayetinde ne olduğunu öğrenmek istiyordum. Aslında bir tahminim vardı ama gelip kendi gözlerimle bunu görmek ve yaşamak istedim. Belki de artık miladımız dolmuştu. Belki de bu taşı atmam gerekiyordu.

Sana geldim. Bana bir içki hazırladın ve Sinan’la sevgilisinin de birazdan geleceklerini söyledin. Asıl ihtiyacım olan bilgi bundan sonra geldi: Sinan’ın ve senin gerçek ismini kullanmayacaktık ve ben Sinan’ı tanıdığımı belli etmeyecektim. Normalde bunun üstüne meraklı bir kaç soru sorup, tepki vermem gerekiyordu ama bunu yapmadım. Bütün bunların altından çıkacak olan hikayeyi anlamak istiyordum çünkü. Kurduğun-uz bu oyunu kurcalarsam canını sıkacağımı ve muhtemelen de bana arıza çıkarıp tepki göstereceğini biliyordum. Olacaklar konusunda biraz da sabırsız olduğumu itiraf etmeliyim.

Bir süre sonra gecemizi başlatacak olan kapının sesini duyduk. Sinan ve kızıl saçlı sevgilisi ufukta belirdi. Tanıştık ve bana öncesinde dikte ettiğin gibi pek çok şeyde –mış gibi yaptık. Sen içkilerini ikram etmek üzere hazırlarken, Sinan hangi müziğin ortama uyumlu olacağını anlamaya çalışıp sürekli karar değiştiriyordu. Ortada anlayamadığım bir “atmosfer yaratma çabası” almış başını gidiyordu. Müzik seçilene ve içkilerimizden ilk yudumlarımızı alana kadar –mış gibi yapmaya devam edip ısınma turlarımızı attık. Sinan’ın kızıl saçlı sevgilisi Serap neredeyse ağzını bile açmıyordu. Neler olacağını sabırsızlıkla beklerken, tansiyonu biraz yükseltmek adına Serap’a “ne zamandır birliktesiniz?” diye sordum ve ağzından çıkan “iki hafta” cevabını duyduktan sonra Kızıl Saçlı Serap’ın aslında bir Anita olduğunu anlamam pek uzun sürmedi.

Anita zayıf ve zarif bir kızdı. Sinan gibi bir piç için fazla iyidi. “Paranın satın aldığı şeylerden biri de bu işte” diye düşünürken kafamda aydınlanması gereken ampul çoktan devreye girmişti zaten. O anda aynı odanın içinde oturan bizlerin kafalarından nelerin geçtiğini, kimin neyi ne kadar bildiğini ve ne şekilde bildiğini anlamayı çok istedim. Anita aslında farkında olmadan bana bir şey itiraf ettiğin farkındaydı ve benim ne şekilde davranacağımı kaygılı gözlerle izliyordu. Sinan İbrahim’di. Ben bendim. Serap aslında Anitaydı ve sen de Orhan’dın. Orhan! Senin de gerçek adın bu değildi oysa ki.

Bir süre sonra, tansiyonu daha da yükselteceğini bilerek sana  “Bu akşam, niye sadece bana gerçek ismimle hitap etmediğimizi öğrenebilir miyim?” dedim. 

Şaşırdın…
Sinan da şaşırdı…
Aslında Anita olan Serap da…

Kalkıp tuvalete giderken arkamdan geldin ve senden hiç beklenmeyecek sempatik/anlayışlı/ikna etmek için tatlı dil dökme çabası güden bir şekilde bana “biraz eğleniriz hep beraber diye düşünmüştük” dedin. “Ne güzel düşünmüşsünüz (Orhan?), insan elbette beraber eğlenebileceği kişileri pek kolay bulamıyor şu hayatta” demeyi istedim ama sustum. Sonra o bağlılık hissini duymanın beni ikna edeceğini zannederek bir sürü cümle daha çıktı ağzından. Oysa biz bağlılık hissetmek istemiyorduk ve bu kartını işini iyi bilmeyen bir yalancı gibi tam da bu esnada devreye sokmuş olman midemi bulandırdı. Susarak sana baktım ve tuvaletin kapısını kapattım. Bağlılık hissiymiş, değer vermekmiş, özel olmakmış…”Ben senin için bunları olmak istemiyorum ki, neden bu yollarla bana geliyorsun şimdi?” diyemedim işte.

Bir defasında bir arkadaşım bana “Erkekler bir kadını sadece sikiyor bile olsa, ondan başkası sikmesin isterler” demişti. Buna bir sahiplenme arzusu diyemeyiz. Olsa olsa bencilliktir. Bunları düşünürken, klozete oturdum ve işemeye başladım. İşerken elimi araya sokup avucuma işedim. Bunu yaparken de bir defasında benimle ilgili yapmak istediği şeyleri anlatan o adamın dediklerini düşündüm. “İşemekte olan amcığına elimi uzatarak seni avucuma işeteceğim ve sonra o çişleri yalayarak sana oral seks yapacağım. Sonra da seni domaltıp orada sikeceğim” …

Gergindim. Banyodan çıkıp ne diyeceğimi veya ne yapacağımı bilmiyordum. İçeriden sadece müzik sesi geliyordu, belki aralarında olup biten hakkında konuşuyorlardı.Tuvaletten çıkıp, çantamı alıp, hiç bir şey demeden sadece oradan basıp gitmek istiyordum.

Kafamdan düşüncelerimi uzaklaştırdığım anda, rujlu dudaklarım Serap’ın amına değdiğinde, rujumdan mı yoksa amından mı geleceğini anlayamayacağım pembeli şeker kokusunu hayal ettim. Yavaşça o şeker kokulu delikten içeriye parmaklarımı nasıl sokacağımı, tadına önce dilimin ucuyla yavaşça nasıl bakacağımı, sonra o şekerden biraz daha almak için iki parmağımı da içeriye sokup o ıslaklığı nasıl tadacağımı düşündüm.

Amın kılsız mı Serap? Yoksa sen de geveze bi ağdacıya mı açıyorsun bacaklarını? Sana 1 ay sonra evleneceği nişanlısının aldığı hediyeleri biiirr biiiirrr anlatıyor mu? Bacaklarını açmayı hayal ediyorum. Oralarda bir yerde göreceğim yara izinden başlamak istiyorum sana dokunmaya…

Kafamdan geçen hikayeden kopup gerçekliğe döndüğümde, içinde olduğum an’ın manasızlığıyla irkildim. Bir kadın kendine “Burada ne işim var?” sorusunu sorduğu andan itibaren aslında her şey bir geri sayımdır artık… Dedim ya bir tahminim vardı buraya gelirken ama gelip kendi gözlerimle bunu görmek ve yaşamak istedim. Bir insanın veya olayın seni yanıltmaması ve tahminlerinin doğru çıkması, duruma göre olumlu bir şey sayılırken, çoğu zaman da kötü bir filmin kötü tekrarlarından ibaret gibi görülebilir.

Miladımız dolmuş.

Acaba hafızamız neye göre seçiyor içine alıp yıllarca orada saklayacağı ve istese de unutmayı başaramayacağı şeyleri? Düşünsene ben ilkokuldaki okul numaramı, ilk yattığım adamın omuzundaki yanık izini, lisedeki edebiyat öğretmenimin kaçmış naylon çorabını, eski sevgilimin annesinin cep telefonu numarasını hatırlıyorum da, defalarca, günlerce, gecelerce kan ter içinde kalana kadar seviştiğim pek çok adamın yüzünü bile hatırlayamıyorum.

Banyodan çıkıp, sokak kapısına yöneldiğimi gördüğünde, yerinden bile kalkmadın ve ben de artık atmam gereken taşı atıp, bu oyunu bitirdim.

Kapı arkamdan kapanınca, kendimden bir şeyler kaybettiğimi çoktan unutmuştum. Yüzün silinmeye başlamıştı.

Masumiyet kazanılan değil, kaybedilen bir şeymiş.



Not; Bir dahaki sefere eğlenmek istediğinde, Selim yerine Serap’ın kız arkadaşlarından birini çağırırsan haber ver ORHAN. Belki gelirim ve bu defa kalırım.



21 Öt bakalım:

Adsız dedi ki...

Kapı çalındığında oradaydım;

Kapı çalındığında tek başıma oturmuş, poyrazı pencerenin dışında bırakmıştım. Gürültülerle beraber kozamdaki yaşamımı rahatsız edecek herşey de dışarıda kalmıştı.

Kapı çalındığında gösterişsiz bir kelebekten geçici bir süreliğine dönüştüğüm tırtıllığımdan memnundum.

Kapı çalındı ve içeriye senin yazın girdi; açılan pencereden ben o metne girdim.

Ne kadar sahip olabileceğimizi düşündüm, kendimize bile sahip olamamışken, başkasına ne kadar sahip olabiliriz?

Bir kere daha gelmeleri ya da bir kere daha geleceklerinden emin olmamız; sahip olmanın bir işaret mi?

Ya da artık hiç gelmeyeceklerini bile bile hala sahip olabilir miyiz?

Aslında sahip olduğumuzu düşündüğümüzde bile belki de sunakta uzanan bir adaktan fazla değilizdir.

Kapı çalındı. Gelen düşünceleri düşüncesizce eve giren poyrazla takas ettim; kozamda açılan yırtıktan dışarıya baktım.

xwashere dedi ki...

doğrusu yazıyı korkarak açtım.çünkü seni kıskanıyorum. dünyanın bütün amcıklarını ve bütün o saf kızları kıskanıyorum. konu konuyu açmışken söyleyeyim geçenlerde sınavdan çıkıp yemekhaneye doğru giderken erkekler tuvaletinden bağırtılar duydum. merakımdan ki lanet olsun içeri girdim. içerde bir güvenlik görevlisi bir erkek bir ağlayan kız ve biz meraklılar vardık.kız ve erkek sevişmek için yanlış bir yer seçmişlerdi. cimri biri olduğunu düşündüğüm erkek muhtemelen otel parasına kıyamadığı için ağlayan kızı oracıkta götürmeyi tercih etmiştir.neyse güvenlik görevlisi acımasızca bağırıyordu ve ben o sahneye daha fazla dayanamadan çıktım. halen içimde yaradır tıpkı requem for a dream filmini izledikten sonra hissettiğim gibi. seni seviyorum.

merve dedi ki...

Seninlele sevişen bir insanın aslında kiminle savaştığını bilemezsin. Seni öperken kimi öldürmeye çalıştığını, seni severken kimden nefret ettiğini.

GuzelSevisenTurk dedi ki...

Bazıları ne olursa olsun kaybetmez, Orhan!'da olnardan biri sanırım :)

bigbuttmaniac dedi ki...

Çok bozuldum böyle bitmesine :)

necronomicon dedi ki...

bu topa girmemende sinan'dan hoşlanmanın etkisi ne kadar acaba? yerine ne bileyim brad pitt, engin altan düzyatan olsa olaylar farklı gelişebilirdi belkide..

Elif Gul dedi ki...

Oralarda bir yerde göreceğim yara izinden başlamak istiyorum sana dokunmaya…

Bu cümlenin içinde bir dünya var... O yaraya dokunmak,kendi yarana dokunmak belki de... O yarayı sevmek, kendi yaralarını sevmek... Bir kadınla sevişmeyi, bence yalnızca başka bir kadın hak edebilir...

Kanını içmediğin kadına aşık olabilir misin? Tırnakların titrer, onunla olmaya dayanabilir misin? Ağzımın içindeki erkek izlerine dayanabilir misin? Tadını alıyor musun doğmayacak çocukların? İki kadının doğuramayacakları çocukların... Bu gece böyle, bir garip... Üzerimde hala sarhoşluğun...

elif

athırsızı dedi ki...

ya arkadas uyuz oldugum bı konu var. SOyle bı cumleyı alıp ondan roman yazabılecek arkadaslar cıkıyor aramızdan. Olayı yorumlaryın ne yapmalıydı bu kızımız ıyımı yapmıs kotumu yapmıs nerdeeee. KEndı tarzınızı mı yataıonuz aq larım.

justliar dedi ki...

yazıyı okumaya başladığımda iç sesim lütfen barbarella bu işe girmesin dedi. benim okuduğum kadın kendi oyunlarının senaryosunu kendi yazan en azından gelişmeleri istediği yöne çeviren kadındır. bu tip bir birliktelik ancak beraberce karar verilir Orhan ve Sinan piçinin yapmak istediği gibi oluverdiyle olmaz. Sinan ın kim olup olmadığı yakışıklı olup olmadığı pek de önemli değildi bence.

Adsız dedi ki...

İyi yapmamış kardeşim, ben olsam kadının numarasını alır sonra gider kadınla sevişirdim... Ki yazdıklarımdan da bu çıkar zaten... Bide aramızdan deme ben senin herhangi bir arandan çıkmıyorum, iyi ki!

derlerki dedi ki...

Ben hatunu yollar, sinan ve orhanla güzel vakit geçirirdim. tercih meselesi tabi:)

wimparella dedi ki...

bunun aynı versiyonundan olduğuna göre, orhan ı da vardır mutlaka diye düşünüyorum.

Adsız dedi ki...

2 kadının sevişmesinin bende yarattığı zevki hiçbirşey veremezken, yazının başında orada olmaman gerektiğini düşündüm. orada kalsaydın bi daha seni okumazdım

Adsız dedi ki...

Biker
Barbarella daha önce denemiş olabilir misin ffm yada fmm'yi? Denediysen yazar mısın? yazıların ve duyguların etkileyici. tşk.

papara dedi ki...

insan seven var mı acaba?yoksa herkes sadece sex yapmaYı mı seviyor?sevmek mi?sanki sex bağımlısı birinin yazılarını okur gibiyim.peki çok güzel sex yapmak sevişmek,porno filmlerde görüp canının çektiğini yapmak.tamam hoş olabilir ama sistemin size neler yaptığını göremiyor musunuza?sex satıyorlar.önce fantezileri yaratıp beyninize yerleştiriyorlar ve siz bunun peşinde koşturuyorsunuz.hayatlarınız erkekleri ve kadınları yatağa atma üzerine kurgulu.gidip bi resim falan yapın ya da fotoğraf çekin falan.edebiyat güzel ama tabi blog oldukça iyi yazılmış.

justliar dedi ki...

@papara. evet seks güzel evet ben insanı da seviyorum. evet insanların içgüdüsünde var seks yapmak. evet her erkek beğendiği kadınla yatmak ister ve her kadın da beğendiği erkekle beraber olmayı. bu arada yattığın birisi hayatının erkeği/kadını da olabilir. bunu fark etmek/edebilmek kişinin elinde.

Orospu dedi ki...

çok duygusal. sanki biraz daha sert? biraz daha sert?

Adsız dedi ki...

"defalarca, günlerce, gecelerce kan ter içinde kalana kadar seviştiğim pek çok adamın yüzünü bile hatırlayamıyorum."

Kaşarım demenin farklı bir yolu...

birisi dedi ki...

Bir defasında bir arkadaşım bana “Erkekler bir kadını sadece sikiyor bile olsa, ondan başkası sikmesin isterler” demişti.

Bu eskiden böyleydi..şimdi hemcinslerimin çoğunun sikinde değil siktiğini kimin sikip sikmemesi..aksine arkadaşlarını "bende kaşar var herkesle yatar, seninkide yatarsa getir grup yapalım" diyorlar.

Adsız dedi ki...

Hikayenin sonu süperdi. Bende kapıyı çeker giderdim, gittiğimde çok oldu.
Birde yattığı adamların yüzünü hatırlamama meselesi yorum bırakan arkadaşlardan birinin zannettiği gibi kaşarlıktan değil o adamların verdikleri zevkten başka hatırlanmaya değer yanlarının olmamasından, bu böyle biline.

thecreep dedi ki...

'Müstehcen'i muğlak bir ülkede itinayla seks yazıyorsun..Sevişmeye devam..
Unutma "To Fuck is To Love again"